Yaşam Koçu İle Doğal Davranmayı Öğrenmek

Yaşam koçluğu ile doğal davranmayı öğrenmek, aslında kişiye yeni bir kişilik eklemekten çok, zaman içinde katman katman öğrenilmiş yapay tepkileri, savunma mekanizmalarını ve başkalarına göre şekillenmiş davranış kalıplarını fark edip bilinçli biçimde çözmeyi kapsayan derin bir süreçtir; çünkü çoğu insan doğal olmadığını düşünmez, sadece uzun zamandır otomatikleşmiş hallerini “ben buyum” zanneder.

İnsan doğal davranmayı genellikle kontrolü bırakmakla karıştırır, oysa yaşam koçluğu bakış açısında doğallık kontrolsüzlük değil, iç uyumdur; kişi ne hissettiğiyle ne söylediği, ne düşündüğüyle ne yaptığı arasındaki mesafe azaldıkça davranışlar yumuşar, zorlamasızlaşır ve dışarıdan “rahat” olarak algılanan hâl kendiliğinden ortaya çıkar.

Yaşam koçluğu sürecinde ilk fark edilen şeylerden biri, kişinin başkaları tarafından nasıl algılandığına dair sürekli bir iç izleme halinde yaşamasıdır; bu zihinsel kamera hiç kapanmadığında, davranışlar doğal akıştan kopar, jestler hesaplanır, cümleler filtrelenir ve kişi farkında olmadan kendi hayatında bir izleyiciye dönüşür, koçluk tam da bu noktada bireyin dikkati dış bakıştan iç deneyime geri çekmesini sağlar.

Doğal davranmayı öğrenmenin temel adımlarından biri, kişinin duygularını bastırmak yerine adlandırabilmesidir; çünkü bastırılan her duygu bedende gerilim, davranışta yapaylık yaratır, oysa duygu fark edildiğinde ve kabul edildiğinde, davranış zaten kendiliğinden daha sade ve gerçek bir forma bürünür, kişi bir şey “yapmaya” çalışmaz, sadece tepki verir.

Yaşam koçu, bireyin hayatında sıkça kullandığı “olmam gereken kişi” kalıplarını tek tek görünür kılar; güçlü olmalıyım, sakin olmalıyım, kırılgan görünmemeliyim, her ortamda uyumlu olmalıyım gibi içsel kurallar, zamanla kişinin doğal reflekslerini bastıran bir iç disipline dönüşür ve bu disiplin fark edilmediği sürece doğallık mümkün olmaz.

Bu süreçte öğrenilen en önemli becerilerden biri de durabilmektir; hemen cevap vermemek, anında tepki göstermemek, ne hissedildiğini birkaç saniye gözlemlemek, kişinin otomatik kalıplar yerine bilinçli ve kendisiyle uyumlu tepkiler vermesini sağlar, işte bu anlarda davranışlar daha sakin, daha gerçek ve daha insani görünür.

Yaşam koçluğu, doğallığı “olduğun gibi davran” gibi yüzeysel bir telkinle değil, “neden böyle davranamadığını anla” yaklaşımıyla ele alır; kişi hangi ortamlarda kendini kasılmış hissettiğini, hangi insanlarla yanında rol yaptığını, hangi anlarda kendini küçülttüğünü ya da olduğundan büyük göstermeye çalıştığını fark ettikçe, doğallık bir hedef olmaktan çıkar, doğal bir sonuç haline gelir.

Zamanla kişi şunu deneyimlemeye başlar: Daha az açıklama yapma ihtiyacı, daha az kendini ispat etme çabası, daha az onay arayışı; çünkü içsel kabul arttıkça dış dünyaya karşı verilen tepkiler sadeleşir ve insan, farkında olmadan yıllardır aradığı o “kendim gibiyim” hissine yaklaşır.

Yaşam koçluğu ile öğrenilen doğallık, gürültülü bir özgüven değil, sessiz bir rahatlıktır; dikkat çekmeye çalışmayan ama fark edilen, kendini kanıtlamayan ama hissedilen bir hal… ve belki de en değerlisi, insanın kendi yanında kendini yormadan durabilmesidir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar