Yaşam Koçundan; Günlük Tavsiyeler

Günlük hayatın en zorlayıcı tarafı çoğu zaman büyük kararlar değil, küçük diyaloglardır; çünkü insan bir işi kaybettiğinde bunu anlamlandırmak için zamanı olduğunu bilir ama bir cümleyi yanlış kurduğunda bunun etkisi anında hissedilir ve çoğu ilişki, büyük kırılmalarla değil, üst üste biriken küçük iletişim hatalarıyla yıpranır. Yaşam koçluğu tam da bu yüzden yalnızca hedeflere değil, insanların birbirine nasıl konuştuğuna, nasıl sustuğuna ve neyi söyleyemediğine odaklanır.

Bir yaşam koçunun günlük ilişkilere dair verdiği en temel tavsiye, iletişimi kazanılması gereken bir mücadele gibi görmemektir. İnsan çoğu zaman konuşurken haklı çıkmaya, üstün gelmeye ya da karşısındakini ikna etmeye odaklanır ve bu odak, farkında olmadan ilişkiyi bir güç oyununa çevirir. Oysa sağlıklı iletişimde amaç galip gelmek değil, anlaşılabilir olmaktır. Yaşam koçları bu yüzden ilk olarak kişiye şunu öğretir: Cümlelerini savunma değil, açıklama niyetiyle kur.

Arkadaş ilişkilerinde en sık yapılan hata, samimiyetle sınır arasındaki çizginin fark edilmemesidir. İnsan arkadaşına her şeyi söyleyebileceğini düşünür ama her doğru her an söylenmez. Yaşam koçları, dostlukta dürüstlüğün filtresiz olmak anlamına gelmediğini hatırlatır. “Ben böyleyim” diyerek söylenen sert cümleler çoğu zaman dürüstlük değil, kontrolsüzlüktür. Sağlıklı arkadaşlıkta kişi düşüncesini ifade ederken karşısındakinin duygusal alanına saygı duyar ve bu saygı, ilişkinin uzun ömürlü olmasını sağlar.

Eş ve sevgili ilişkilerinde ise iletişim çoğu zaman kelimelerden çok beklentiler üzerinden bozulur. İnsan, karşısındakinin kendi ihtiyaçlarını sezmesini bekler, sezilmediğinde ise kırılır. Yaşam koçları bu noktada şunu vurgular: Anlaşılmak istiyorsan önce net olmalısın. İma etmek, susarak mesaj vermek ya da karşı tarafı test etmek, kısa vadede ilgi çekse bile uzun vadede güvensizlik yaratır. Açık ve sakin bir dille konuşabilen çiftler, tartışsalar bile kopmazlar.

Günlük hayatta eşler arasında en sık yaşanan iletişim kazası, sorunu değil kişiyi hedef almaktır. “Bu davranış beni zorladı” demek yerine “sen hep böylesin” demek, kapıyı tamamen kapatır. Yaşam koçları, dilin ilişki üzerindeki etkisini bu noktada özellikle vurgular; çünkü kişi suçlandığında savunmaya geçer, anlaşıldığında ise dinlemeye açık hale gelir.

Müşteri ilişkilerinde ve profesyonel diyaloglarda ise iletişim bambaşka bir denge gerektirir. Burada yapılan en büyük hata, her talebi kişisel algılamak ya da her eleştiriyi tehdit olarak görmekten kaynaklanır. Yaşam koçları, iş hayatında iletişimin duygusuz değil, duyguları yönetilebilir olması gerektiğini söyler. Netlik, sakinlik ve tutarlılık, profesyonel ilişkilerde güvenin temelini oluşturur. Fazla açıklama yapmak da, tamamen kapalı olmak da aynı ölçüde sorun yaratır.

Günlük iletişimde kullanılabilecek en etkili tekniklerden biri, dinleme biçimini değiştirmektir. Çoğu insan dinlerken cevap hazırlar, anlamaya çalışmaz. Yaşam koçları, aktif dinlemenin karşı tarafın cümlesini bitirmesini beklemekten ibaret olmadığını, tonu, tekrar eden kelimeleri ve duygusal vurguları fark etmeyi içerdiğini öğretir. İnsan gerçekten dinlendiğini hissettiğinde, sertliği yumuşar ve iletişim doğal olarak derinleşir.

Bir diğer önemli teknik, duyguyu davranıştan ayırabilmektir. “Buna kızdım” demek, “bunu kabul etmiyorum” demekten çok daha yapıcıdır. Yaşam koçluğu, kişinin kendi duygusunu sahiplenmesini ama onu karşı tarafa yük olarak bırakmamasını hedefler. Bu beceri geliştirildiğinde, tartışmalar yıkıcı olmaktan çıkar ve öğretici hale gelir.

Günlük ilişkilerde dikkat edilmesi gereken en kritik noktalardan biri de zamanlamadır. Her konu her an konuşulmaz. Yorgunken, açken, zihnen doluyken yapılan konuşmalar çoğu zaman çözümsüzlük üretir. Yaşam koçları, doğru cümlenin yanlış zamanda söylendiğinde işe yaramayacağını hatırlatır. Bu yüzden “ne söyleyeceğim” kadar “ne zaman söyleyeceğim” de önemlidir.

Son olarak yaşam koçlarının en çok altını çizdiği şey şudur: İyi iletişim mükemmel olmak değildir. Yanlış cümleler kurulabilir, hatalar yapılabilir ama bunları onarma cesareti varsa ilişki güçlenir. Özür dilemek, açıklama yapmak ve geri adım atabilmek zayıflık değil, duygusal olgunluktur.

Günlük hayatın içinde arkadaşla, eşle, sevgiliyle ya da müşteriyle kurulan her diyalog, aslında insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Yaşam koçluğu bu yansımayı fark etmeyi, düzeltmeyi ve bilinçli hale getirmeyi öğretir. Çünkü güçlü ilişkiler, kusursuz konuşmalarla değil, farkında kurulan cümlelerle inşa edilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar